Ana içeriğe atla

Moda-Kadıköy


 










Herkese merhaba :)

Havalar ısınıyor İzmir günlük güneşlik ancak İstanbul yine bulutlu yine bulutlu.Sanki ülkedeki tüm bulutlar İstanbul'un üstüne toplanmış..

Biraz moral olsun diye sabah işim erken bitince kendimi attım yollara..Tabi nereye huzur bulmaya Anadolu yakasına..

Genelde Üsküdar taraflarını severim ancak arada değişiklik olsun diye Kadıköy'e de giderim.Kadıköy çarşı her zaman cıvıl cıvıl olur ,kalabalık olur ama ben kalabalıkta daralıyorum o yüzden Moda Sahile gitmeye karar verdim.Tabi giderken de Eminönü'nden Kadıköy'e giden vapura bindim.Vapur yolculukları her daim içimi açar,ferahlatır enginlere bakmak.Denizin üzerinde olmak bana her zaman iyi gelir,huzurlu hissettirir.Bilmiyorum sizce de öyle değil mi? Denizin üzerindeyken daha özgür oluyorum.Karadan ipimi koparmışım sonuçta ,rüzgar nereye eserse :D Tabi Kadıköy'e doğru esiyor.

Kadıköy'e varınca bekçi Haydarpaşa Tren Garı karşılıyor beni.Selamlaşıyoruz.Gel bi çayımı iç diyor ,Modaya gidiyorum başka zaman inşallah diyorum,vedalaşıyoruz.












Kadıköy ile Modanın arası biraz var.Tabi Kadıköy merkezden kalkan bu şirin nostaljik tramvaylar ile Modaya gidebilirsiniz.Veya benim yaptığım gibi yürüyerek gidip bu şirin semtin ruhunu koklayabilirsiniz.





















Moda'da birbirinden güzel butik kafeler var.Ancak fiyatlar biraz ortalamanın üzerinde.Uygun fiyatlı gezi önerileri sunduğum için söylüyorum.Pastanelerden poğaça alıp ,yol üzerinde A101,şok gibi marketlerden içecek alabilirsiniz.Veya benim gibi termosa sıcak kahve koyup sırt çantanızda taşıyabilirsiniz.



























































Ne kadar güzel değil mi ? :)az insan çok huzur

Ama güneşli havalarda çimlerde kalabalık oluyor.































Sahil havası alıp tur attıktan sonra geri dönüş zamanı.Tabi geri dönerken de minnoş tramvaylar ile karşılaşıyorum.Ve kendimi bir anlığına Lisbon'da hayal ediyorum :D










Biraz da Kadıköy sahilde zaman geçireyim .



Ve rotaya vardık.









Sahilde büyük kayaların üzerinde oturup denizi izledim.











Ve martı kardeşle biraz dertleştik.O anlattı ben dinledim ben anlaattım o dinledi.

















Ve eve dönüş vakti.Denize veda etmek güç ama arabam balkabağına dönüşmeden eve varmam lazım ;)

Hayat gezince güzel! Yeni rotalara inşallah :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arkas Sanat Merkezi-Pencere Sergisi

 İzmir Kordon'da bulunan Arkas Sanat Merkezinde Pencere Sergisine gittim. Pencere temalı harika resimler vardı.Kendimi alamadım ki 3 saat dolaşmışım :)  Teknik olarak en beğendiğim de bu resim oldu Ve şöyle bir evim olsun isterdim :) Bu sergiyi 23 Temmuza kadar gezebilirsiniz . Arkas Koleksiyonu’nda Pencere” sergisi, pencereyi mimari bir öğe olarak ele almanın ötesinde, pencerenin açıldığı anlam katmanlarına odaklanan kapsamlı bir resim seçkisi sunar. Sergi, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Türkiye’den ve yurt dışından çeşitli sanatçıların resmettiği pencerenin tuvaldeki temsilini sorgular. Pencere, perspektif araştırmalarındaki rolünden sembolik kullanımına, sanatta aynı anda birçok formda karşımıza çıkan bir motif olmayı sürdürür. Resim, sanatçının dünyaya açılan penceresidir.  Resim sanatında dış dünyayı içerinin bir parçası haline getiren pencereler; kimi zaman umut, özlem ya da özgürlük gibi en derin duyguları sembolize ederken, kimi zaman hayatın ve varoluşun temsili...

Gazi Osman Paşa Türbesi

  Herkese merhaba Bugün Fatih Caminin avlusunda bulunan Gazi Osman Paşa Türbesine götüreceğim sizi . Türbe 1900 ‘de ll.Abdülhamit tarafından Mimar Kemalettin’e yaptırılmış.Neo-klasik yapıda . Gazi Osman Paşa (1832-1900) Plevne kahramanı olarak bilinir.Plevneyi 5 ay boyunca öyle bir savunur ki tarihe geçer,hatta bu 5.ay sonunda esir düşünce düşman saygı gösterip kılıcını dahi almaz . Savaştan dönünce ll.Abdülhamit ona “Gazi”unvanı ile bir kılıç   hediye etmiş.Ve vasiyeti üzerine ölünce Fatih Cami haziresine gönülmüş . Nurlar içinde yatsın .. Ben de Fatih Camii’ni ziyarete gittiğimde Gazi Osman Paşa’nın türbesini de ziyaret etmiştim.Cami Avrupa yakasında Fatih ilçesinde.Biz Kabataş-Bağcılar tramvayında Çapa durağında inip Önce Vatan Caddesine gidip sonra Navigasyon ile yürüyerek Fatih Camiine ulaşmıştık .Biliyorum uzun ama İstanbul’da toplu taşıma çok zahmetli ,kalabalık,insan bir an önce kendini dışarı atmak istiyor. Umarım siz de Fatih Cam...

Şemsi Ahmet Paşa Cami (Kuşkonmaz Cami)

  Herkese merhaba.Üsküdar’a gidip pek de dikkat kesilmediğimiz bu deniz kenarındaki şirin cami Şemsi Ahmet Paşa Cami.Marmarayla geliyorsanız Marmaraydan çıkınca sola doğru,Kız Kulesi’ne giden yolun üzerinde cami. 1580 yılında lll.Murat zamanında sadrazam olan Şemsi Ahmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış.Aslında içinde medrese ve türbeleriyle küçük bir külliye bu yapı. Cami yaptırılırken Paşa Mimar Sinan’dan farklı bir istekte bulunmuş,”Caminin minarelerine tek bir kuş dahi konup kirletmeyecekmiş.” Mimar Sinan öyle bir tasarlamış ki camiyi ;Karadeniz ve Marmara rüzgarlarının kesiştiği bir konumda yaptığı camiye kuşlar konmak istediğinde rüzgarın görünmez duvarına çarpıp yol değiştiriyormuş.Mimar Sinan’ın bu başarısı dilden dile dolaşmış ve o günden bugüne halk da bu camiye Kuşkonmaz Cami diyorlarmış. Şemsi Ahmet Paşa caminin tamamlandığını göremeden vefat etmiş ama caminin yanındaki türbede gömülü ve adı yaptırdığı eserle yaşıyor.